1

Son Zamanlarda Çok Mutsuzum, Çabuk Öfkeleniyorum, Herşeye Ağlıyorum!

Depresyon; kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen bir çökkünlük halidir. Aşağıdaki  belirtilerden en az beşinin (ilk iki belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var olması durumuna “Majör Depresyon” denir. Bu belirtiler ise şunlardır:  Hemen her gün günün yarısından çoğunda kendisini üzgün, ağlamaklı, mutsuz hissetme; Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama, mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri, bazı kişilerde cinsel isteksizlik ). Çabuk öfkelenme. Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalmanın olması. Gün içerisinde kendisini yorgun hissetme, sabahları dinlenmemiş gibi uyanma; Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkâr hissetme hali. Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ((konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen TV programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali. Tekrarlanan ölüm düşünceleri, yaşamanın anlamının olmadığı düşüncesi.

Depresyon; toplumda çok sık olarak gözlenen bir psikiyatrik hastalıktır. Görülme sıklığını şöyle anlatmak istiyorum; Dışarıya çıktığınızda gözünüzle 100 (yüz) kişiyi toplumdan ayırın, bu 100 kişi içerisinden de 15 kişiyi ayırın bu 15 kişi hayatının sonuna kadar depresyon geçirecektir. Yani yaşam boyu görülme sıklığı % 15-20 olarak belirtilmektedir. Depresyon nasıl ortaya çıkıyor? Kimler depresyon geçirmeye daha yatkınlar? İsterseniz şimdi bunları açıklamaya çalışayım. En sık nedeni genetik olmasıdır. Ailenizde depresyon geçiren  ya da geçmişte intihar eden bir kişi varsa ve yukarıda saymış olduğum bulgulardan en az 4 tanesi de sizde varsa, hiç gecikmeden bağlı olduğunuz kurumun psikiyatristine başvurmanızı öneririm. Hemen felaket haberleri vermek istemiyorum. Bunu şöyle de düşünebilirsiniz; Bir silah düşünün, içi dolu ama yaşamda o tetiği çekecek bir güce ihtiyaç var. Genetik olarak depresyon geçirileceği kodlanmış olabilir ama aktive edecek bir yaşamsal olay olması gerekebilir. Depresyon endojen ( beyin biyokimyasındaki değişiklikler) olabilir. Bunun dışında depresyon için risk etkenleri başlıca şunlardır; Ekonomik sorunlar(iflas), sevdiği kişinin ölümü ya da sevdiği kişiden ayrılma; boşanma; emeklilik, aile içi sorunlar, hastalıklar, kişiyi inciten, onur kırıcı durumlarla karşılaşmak ( kullanılmak, aldatılmak, iftiraya maruz kalmak vb.). Silah dolu ise (genetik olarak) ve bu saymış olduğum yaşamsal stres etkenlerinden birisi yaşamına girdiyse tetik çekilir ve beyinde bir takım biyokimyasal değişiklikler oluşur.  Özellikle işten çıkarılmalar, kişinin kendi istifa etmesine göre depresyon   açısından, daha fazla bir risk etkeni olarak kabul edilmektedir. Aşırı sorumluluk duygusu olanlar, bağımlı kişiler, titiz, güvensiz, kolayca kendisini suçlayabilen, herkesi hoşnut etmeye çalışan, mükemmeliyetçi, onurlarına herkesten daha fazla düşkün olan, öfkesini dışa vuramayan daha çok bir köşeye çekilip içerisinde halletmeye çalışan kişiler, depresyon geçirmeye daha yatkın olan kişilerdir. Tedavisi çok kolay olan bu hastalık hayatınıza bir şeytan gibi girerek sizi köşeye sıkıştırır. Tek amacı, sizin hiçbir çıkış yolunuz olmadığını düşündürerek, kendinizi yok etmenizi sağlamaktır.  Öncelikle bir şeyi değiştirmek için onu fark etmek lazım. Ben bugün size üstüne şarkılar yazılmış hayatınıza sinsice giren bir düşmanınızı tanıtmaya çalıştım. Eğer tanıtabildiysem ve bir kişi için bile yarın olduğunda bir şeyleri değiştirme uğruna cesaret verdirebildiysem ne mutlu bana…

Dr. İbrahim Bilgen
Psikiyatrist-Psikoterapist

İlgili Başlıklar