1

“İş Yerindeki Zor İnsanlar” Sizin de mi İşe Giderken Ayağınız Geri Çekiyor?

  • İş yerinde zor insanlarla karşılaşıyor musunuz?
  • Peki, bu zor insanlarla mücadele edebiliyor musunuz?
  • En önemlisi, zor insanlarla olan ilişkileriniz performansınızı kötü yönde etkiliyor mu?

Yeni bir işe başladınız. İş yerindeki ilk haftanız henüz bitmedi. Çevreye ve iş arkadaşlarınıza alışmaya çalışıyorsunuz. Ya da uzun zamandır aynı iş yerinde çalışıyorsunuz. İş arkadaşlarınızla ve patronunuzla iyi ilişkiler kurdunuz. Ama yolunda gitmeyen bir şeyler var. Karşı masada oturan iş arkadaşınız bir süredir size kötü bakışlar fırlatıyor. Sabahları “günaydın”, akşamları “iyi akşamlar” demiyor. Size daha önce yaptığınız işlerle ilgili sorular soruyor ancak cevaplarınızı doğru düzgün dinlemiyor. Dinlediği zamanlarda da sizi ve yaptıklarınızı ya küçümsüyor ya da kendisinin aynı şeyleri çok daha iyi yapacağını söyleyerek sizi eleştiriyor. Önceleri, onun karakterinin böyle olduğuna, size yönelik bir şeylerin olmadığına inanıyorsunuz. Ancak zamanla size yönelik bu kötü hareketleri artıyor. Hevesinizin kırıldığını hissediyorsunuz, sabahları o insan aklınıza geliyor ve sırf onunla karşılaşmamak için işe gitmek istemiyorsunuz. Ofiste huzursuz ve korkak şekilde çalıştığınızdan performansınız düşüyor, eğer yeniyseniz daha ilk günlerden kötü bir çalışan izlenimi veriyorsunuz. Daha önce böyle bir olay yaşamış, şu anda yaşıyor ya da gelecekte yaşayacak olabilirsiniz. Çünkü zor insanlar, hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında bulunurlar. “Zor” diye tanımlanan insanlar genel olarak çevrelerindeki herkese kötü davranıyorlarsa onlarla başa çıkmanın daha kolay olduğu bilinmektedir. Çünkü onların davranışları belli bir kişiyi hedef almamaktadır, yapıları gereği bu şekilde davranırlar. Bu yüzden onların bu kötü özelliğini törpülemek daha kolay olacaktır. Ancak bu zor insan, tavırlarıyla sadece sizi hedefliyor ve sizin yaptıklarınızı küçümser nitelikte hareket ediyor ise onlarla mücadele etmeniz zor olacaktır. Zor iş arkadaşınız sizinle sonsuz bir güç yarışına girebilir, hatta patronunuzla iyi ilişkiler kurup sahip olduğunuz pozisyonu kaybetmenize bile sebep olabilir. Aranızın iyi olduğu diğer iş arkadaşlarınıza yaklaşıp onlarla iyi ilişkiler kurabilir ve böylece sizi saf dışı bırakmaya da çalışabilir. Sizi onların yanında küçük düşürerek moralinizi bozmayı hedefleyebilir. Fazla sizleri paranoid yapmadan isterseniz kaç tür zor insan var ve bu kişilere karşı ne yapmalıyız birazda onlara değinmek istiyorum.

Agresif İnsanlar: Bu insanlar karşılarındakinin ya kendilerinden kaçmalarını ya da öfkeyle kendilerine saldırmalarını beklerler. Bu davranışlara karşı hazırlıklıdırlar. Saldırgan bir tavırla karşılık verip sizi rencide edebilirler. Bu yüzden onlara karşı durun ama savaşmayın. Amacınız fikirlerinizi kendinizden emin bir şekilde savunmak olsun, polemik yaratmak değil. Sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve size yönelik saldırgan tavırlara kendinizden emin bir şekilde karşılık verin. Bu kişiler aşağı gördüklerini aşağılar üstün gördüklerine de saygı gösterirler. İş yerinde rastlayabileceğimiz bazı kişilik özelliklerine şöyle bir göz gezdirmek gerekirse:

Pusuda bekleyenler: Bu insanlar, en uygun zamanı bekleyip kurnaz bir şekilde saldırma konusunda ustadırlar. Mizahi yöntemlerin arkasına sığınarak ve alaycı ses tonlarıyla sizi küçük düşürmeyi hedeflerler. Polemiğe girmek istemediğiniz için bu insanlarla mücadele etmekten kaçınıyor olabilirsiniz. Ama unutmayın ki ne kadar geri çekilirseniz o kadar üstünüze gelirler. Bu yüzden karşınızdaki zor insana soruyla cevap verin. “Galiba şaka yapıyorsun, yoksa yanılıyor muyum?” diye bir soru karşısında o da geri adım atacak ve büyük ihtimalle sadece şaka yaptığını söyleyecektir.

Sürekli şikâyet edenler: Bu insanlar; düşmanlık dolu bir dünyada yaşadıklarına inanırlar, bu yüzden karşılarındakine güvenmezler. Kendilerine olan güvenleri de azdır. Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz, her şeyden ve herkesten şikâyet eden bir tavır içine girerler. Bu insanlarla mücadele ederken negatif bir tavır sergilemektense onlara iyimser bir şekilde yaklaşın. Olayların, onlara görünmeyen iyi yönlerini göstermeye çalışın. Çok iyi bir dost kazanacağınızdan emin olun.

Sessiz insanlar: Sorularınıza kısa cevaplar veren ya da sizi duymazlıktan gelen, sürekli somurtan insanlarla anlaşmak zordur, çünkü bu insanlar çekingendirler. Mümkün olduğunca az konuşur, çevrelerindekilerle diyaloga girmezler. İnsan ilişkilerinde de ilk adımı kolay kolay atamazlar. Bu yüzden onlarla anlaşmaya çalışırken “evet-hayır” cevaplı sorulardan çok, uzun cevaplı soruları tercih edin. Cevap vermeleri için onlara zaman verin ve sabırla bekleyin. Cevaplarını dikkatlice dinleyin ve ilgili tavrınızı yitirmeden sohbeti uzatmaya çalışın. Yüzeysel değil muhakkak güvene dayalı ilişki içerisinde olun. Onlar için güven duymak çok önemlidir. Dahası da güvenip bir gün sizin tarafınızdan rencide edilmemektir. Yani her zaman hep aynı olun ve asla bu kişilere güven kırıcı ya da onları küçük düşürücü davranışlarda bulunmayın.

Peki, neler yapmalıyız? Bu kişilerle hemen küsmeli ya da tartışmalı mıyız? İş yerindeki sorunlarla mücadele ederken sadece kişileri suçlamanın pek doğru olmadığı düşüncesindeyim. Elimizden geleni yapmamız gerekir. Sonuçta bu kişiler yani iş yerinde çalışmış olduğunuz kişiler, belki de eşinizden, çocuğunuzdan daha da fazla gördüğünüz yani zamanınızın büyük bir kısmını yüz yüze geçirdiğiniz kişilerdir.

Gerçekten hayatta her zaman kendime de sık sık söylediğim bir söz vardır. ”Beklenmedik yaşamsal olaylar dışında ( ölüm, kaza, deprem vb.) Problemler, olaylardan değil, olaylara bakış açımızdan oluşur”. Bu açıklamadan da anlaşılabileceği gibi bireysel ilişkiler her zaman karşı taraftan kaynaklanmamaktadır. Bazen kişilerin olaylara bakışı ve onları değerlendirişi de sorunların gerçek nedeni olabilmektedir. Size sadece bir kere kötü davranmış bir kişi için “O zaten çok terstir.” genellemesinde bulunmak ya da küçük bir anlaşmazlığa düştüğünüz kişi için “Ben zaten onunla hiç anlaşamıyorum.” etiketlemesini yapmak, sorunları çözmeyecek, aksine ilişkinizi daha da zora sokacaktır. Aynı şekilde, size yönelik haksızlıklara aynı saldırgan tavırla karşılık vermek, samimi iş arkadaşlarınızla zor insanlara karşı tavır almak ya da bu zor iş arkadaşlarının masasına tehdit dolu isimsiz mektuplar bırakmak da bir çözüm değildir. Bu nedenle herhangi bir problem karşısında, olayları soğukkanlılıkla gözden geçirilmeli ve kişi önce kendini değerlendirmelidir. Sorunun kendisinden değil de karşısındakinden kaynaklandığından emin olduğunda da bunu onunla konuşarak çözmeye çalışmalıdır. Konuşurken, konuşma üslubunuza ve verdiğiniz mesaja dikkat edin. Konuşma sırasında sadece karşı tarafı suçlayan bir tavır sergilemeyin. Uyumlu olmaya ve karşınızdakini de dikkatlice dinlemeye özen gösterin. Konuştuktan sonra bir iki gün sadece o kişiyi izleyin. İlk görüşmenizden sonra size karşı tavrı değişti mi? Sorunlar azaldı mı? Yoksa her şey aynı mı? Bu soruların cevaplarını gözden geçirip bir daha görüşmenize gerek olup olmadığına karar verin. En önemlisi o insanla iyi ilişkiler kurmak istediğinizden emin olun. Bütün mücadele yöntemlerini denedikten, bu kişi ile anlaşmaya çalıştıktan sonra yine de aranızdaki sorunlar devam ediyorsa bu insanla iletişiminizi sınırlayın. Çünkü siz o kişinin hayatında, sevmediği bir kişiyi hatırlatıyor ya da davranışı simgeliyor ya da hayat stilini yaşıyorsunuz demektir.

Sağlıcakla Kalın.

Dr. İbrahim Bilgen
Psikiyatrist-Psikoterapist

İlgili Başlıklar