top of page
Adsız tasarım (5).png
  • Instagram

Çocuklar İçin Bilinçli Farkındalık

“Çocuklar için ne geçmiş vardır ne de gelecek, bizim pek payımıza düşmeyen bir şeyin, şimdiki zamanın keyfini çıkarırlar”

Jean de La Bruyere, Karakterler


Çocukluk deyince aklımıza hemen tasasızlık gelir. Ama Bruyere’den yaptığımız alıntının da ifade ettiği gibi bu tasasızlık aslında içgüdüsel bir zekadır: Yoğun bir şekilde şimdiki zamanda yaşama zekasıdır. Aynı şekilde, çocuklar farkındalık kapasitelerinden kendiliğinden ve doğal bir şekilde yararlanırlar. Bu, onların varoluşlarının bizimkilere kıyasla daha hafif ve daha mutlu olmasına katkı sağlar. (Eline Snel, Bir Kurbağa Gibi Sakin ve Dikkatli)



Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) Nedir?


Mindfulness, en iyi bilinçli farkına varma olarak açıklanabilir. Sakin ve farkında olmak, her anı bilinçli bir şekilde yaşamak doğuştan gelen bir yetenektir. Midemiz endişeyle kaynar, mutlu olduğumuzda kalbimiz sevgiyle dolar, üzüldüğümüzde veya incindiğimizde kendi içimize kapanabiliriz. Nefes alırken, hissederken ve düşünürken, hayatınızı sonuna kadar yaşarken bedeninizde var olma durumudur. Mindfulness tam olarak ŞİMDİ ve BURADA olanla ilgilidir. Çoğumuz genellikle şimdi ve burada olmakta zorlanırız. Zihnimiz bizi devamlı geçmişte olan ya da gelecekte oluşabilecek durumlara götürür durur. Mindfulness çalışmaları yaparak şu anda yaşama kabiliyetinizi giderek arttırabilirsiniz.


Çocuklar ilk başlarda farkındalık alanında tıpkı bir usta gibidirler. Büyüdükçe geçmiş yaşantılarında olanlara bakmaya ve gelecekle ilgili hayaller kurmayı öğrenirler. Beyinleri gelişip zihinsel yapabilecekleri güçleri artmaya başlarken, acı çekebilme kapasiteleri de aynı oranla büyümeye başlar. Zamanla çoğu çocuk kendileri için kıymetli bir yetenek olan farkındalığı kaybetmeye başlayıp kullanmayı bırakırlar. Çocuklar için bilinçli farkındalık doğuştan sahip oldukları bu yeteneği korumalarına ve geliştirmelerine yardımcı olmaktadır.


Zihinden Çıkıp Bedeni Hissedebilmek


“Sınırlar düşündüğünüz değil, hissettiklerinizdir.”

Eline Snel


Nefesimize ve duyu organlarımıza odaklanmak içinde bulunduğumuz anı yaşamamızı sağlar. Bedenimizi fark edebilmek ise ilerlemenin bir başka yoludur. Eğer bedeni dinleyebilirsek, onu takip etmeyi geliştirebilirsek bedenimiz bize bir çok şey söyler. Bedenimiz çok hassastır ve olan biten her şeye tepki verir. Zihnimizde oluşan olumlu ya da olumsuz düşüncelere, gerginliğe, korkuya, endişeye, sevince verdiği tepkiler değişkenlik gösterebilir. Bedenimizin verdiği sinyaller bize yaşadığımız anı nasıl deneyimlediğime dair bilgiler verir. Bize ihtiyaçlarımızdan ve sınırımızdan bahsediyordur. Farkındalıksa bizlere zihnimizi terk edip bedenimizi fark etmeyi öğretir. Bir an için durup dikkatimizi bedenimize verdiğimizde bize söylediklerini görebiliriz.


Çocuklara bedenlerinden gelen sinyallere kulak vermeyi öğretirken, bedenlerimizin sadece bizim niyetlerimize göre hareket eden bir şey olmadığını ve bize bazı sinyaller gönderdiğini de öğretiyoruz. Böylelikle çocuklar neler hissettiğini, yorgun veya enerjik, aç veya tok olduklarını hissetmeyi öğrenirler. Ne hissettiklerini hemen düşünmek yerine “bu hissettiğim şey hakkında ne yapmalıyım” diye düşünmenin kendine yarar bir şey olduğunu öğrenirler. Bedenlerinden gelen sinyallere kulak verdiklerinde sınırlarını da daha iyi öğrenmiş olurlar.


İçsel Hava Durumu


Ruhumuzu bir göle, denize veya okyanusa benzetebiliriz. Her su birikintisi bir fırtınayla beraber dev dalgalara dönüşebilir. Bir başka zaman diliminde ise bir çarşaf gibi dümdüz ve berrak olabilir. Öyle berrak olur ki en derinini bile çok net bir şekilde görebiliriz. Hepimizin iç dünyası da tıpkı bir deniz gibidir, ruh halimize göre bir takım değişiklikler gösterebilir. Ruh halimizi değiştirmek için bir çaba içerisine girmediğimizde “içimizdeki hava durumunun nasıl olduğunu” fark etmeyi deneyimleyebiliriz. Eğer hava yağışlıyken güneş açması için ısrarcı davranmıyorsak gerçekçi bir noktada olduğumuzu söylemek mümkün.


Kişisel hava durumu bülteni çocukların iç dünyasını daha rahat anlamlandırmasına yardımcı olur. Ebeveynlerin de çocuklarının ruh hallerini anlamalarına ve onu kabul etmelerine imkan sağlamaktadır. Olumsuz hava durumuna rağmen çocuğunuzla olan ilişkinizi devam ettiriyor olmanız ona duygularına karşı gelmemeyi ve olumsuz duygularını da oldukları gibi kabul edebilmeyi öğretebilirsiniz. Olumsuz duyguları kabul edebilmek, tıpkı olumlu duygular gibi onların ansızın gelebileceklerini anlamayı sağlar. Bu iyi bir süreçtir, daha sonrasında onlara neyin iyi geleceğini birlikte düşünebilmenizi anlamlı bir hale getirir.


Çocuklarınızla kişisel bir hava durumu hazırlayabilir ve bunu çizmelerine izin verebilirsiniz. Bir saat sonrasında tekrar içsel hava durumlarına baktığınızda havanın hala aynı olup olmadığını gelişigüzel kontrol edebilirsiniz. Bu durumu “bugün içindekin hava nasıl?” Diye sorarak içlerine dönmeleri ve hava durumlarını gözlemlerini söyleyebilirsiniz. Çocuklara başka bir şey hissetmeleri veya hissettiklerini değiştirmek zorunda olmadıkları, nasıl dışarıdaki havayı değiştiremiyorsak içindekini de değiştiremeyecek olduklarını, fakat günün başka bir anında hava durumunun değişebildiğini gözlemlemelerine imkan vererek duygularını tanımlayabilmelerini öğretebilirsiniz. Bu sayede çocuklarda “ben yağmur değilim ama şu an içimdeki hava yağmurlu” şeklinde ifade edebiliyor olmalarını farkındalık geliştirip aynı zamanda o durumu kabul edebilmelerine olanak tanımaktadır.



Hoşa Gitmeyen Duyguları Yönetebilmek


Duygular yaşadığımız, düşündüğümüz, gerçekleştirdiğimiz tepkilerdir. Çocuklara duygularını tanımayı ve onları hissedip deneyimleyebilmeyi öğretebilmekle onlara çok temel bir beceri kazandırmış oluyoruz. Duyguları hissedebilmek ve onlara dostça bir bakışla dikkatlice bakabilmek gerekir. Bazen bazı duyguları deneyimleyebilmek ve o duygulara eşlik edebilmek oldukça zorlayıcı olabilmektedir. Bunun nedeni çoğunlukla o duygulara verdiğimiz anlamlar, onlara eşlik eden düşünce ve davranışlarımızdır. Fakat hiçbir duygu sonsuza kadar bizimle kalmaz ve tamamen dayanılmaz bir duygu yoktur. Bazen hissettiğimiz duygular yaşadıklarımızla ilgili bizlere bilgiler verir fakat bu bilgiler her zaman gerçekçi olmayabilir. Çocukların bunları anlayabilmesini sağlamak oldukça önemli bir noktadır. Çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi yoğun duygular yaşayabilir ve bu duygulardan dolayı kendilerini sarsılmış hissedebilirler. Bu noktada çocuklara duygularıyla yüzleşebilmeleri ve bu duygularını tam bir dikkatle kabul edebilme cesaretini gösterebilmeyi onlara öğretebiliriz. Çocuklar üzüntüyü, öfkeyi, endişeyi veya sevinçlerini anlayışla karşılayabileceklerini fark ettikleri noktada rahatlarlar. Böylelikle kendi “içsel hava durumlarını” idare etmeyi de öğrenmiş olurlar. Duyguların da tıpkı fırtınalar gibi gelip geçebildiklerini deneyimlemiş olurlar.


Elçin KURŞUNOĞLU PINAR

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist



 
 
 

Yorumlar


bottom of page