Çocukken Karşılanmamış İhtiyaçların Bugünleri
- Ece Göç

- 27 Nis
- 2 dakikada okunur
…..Çocukken Karşılanmamış İhtiyaçların Bugünleri
‘Beni sev. Sevilemez ve sevilmeyen olma korkumla ne yapacağımı bilmiyorum.’
‘Beni gör, bak buradayım.’
‘Beni duy, anlaşılmak istiyorum.’
Bazı konuşmalar akarken konuşmaların satır aralarında bu cümleleri duyuyorum ekseriyetle.
…çocukken karşılanmamış ihtiyaçların cümlelerini…
Günlük hayatta yapılan konuşmalarda birden satır aralarından çıkıp öylece bana bakmaya başlıyorlar.
Karşımdaki bireyi pür dikkat dinlerken aslında onu görüyor, duyuyor ve anlıyor olmama rağmen o kişi o an orada değil, zihninde, içsel dünyasında.
Alışmış olduğu yerde, sığınaklarında.
Öfkeden bağıran birinin aslında sevilmek, sevilemez olduğu inancından kurtulmak istediğini,
…ne kadar planlı olduğu ile övünen bir diğerinin değerli, zeki bulunma ihtiyacını,
…aşırı yetenekli başka birinin yine bir başkası üzerinden kendini yetenekli oluşuna ikna edişini,
…kendi yalpalamalarımdaki ihtiyacımı,
…ve daha pek çoğunu izliyorum.
Hepsi bende de ve başkalarında da var olduğundan öylece izliyorum.
Düşünüyorum sonra da…
Hayatta yaptığımız birçok eylemin motorunda bu cümleler dönüyor.
Hayatta hemen her şeyi bu karşılanmamış ihtiyaçları karşılamak üzere yapıyoruz.
Birden fazla ihtiyaç ve duygu eylemlerimizin ateşleyicisi olabiliyor. Öyle olmasını öğrendiğimiz, doğrusunun bu olduğu kanısına vardığımız için… Durmadan, otomatikten…
Oysa ki dursak, durabilsek…neler değişiyor.
Asıl o zamam görüyoruz. Önce kendimiz kendimizi, sonra herkes bizi.
Buradaki farkında olma hali, neyi neden yaptığımızı bilerek adım atma tutumu ise tüm içeriği değiştiriyor.
Ve sonra bilinç devreye giriyor.
Ben yaptığım şeyleri neden yapıyorum?
Eylemlerimi hayata geçirirken temel motivasyonum ne?
Huzuru araştırırken, bir şeyi, hangi ihtiyacı karşılamak üzere yaptığının farkında olmak ve eylemlerin bununla örtüşmesi ilk basamak.
Hiza olmadan huzur da olmuyor.
Bunu daha doğrudan gördükçe, görmek yetmez, uyguladıkça kendim olabilmeye iznim de, eylemlerimin arkasında durabilme kapasitem de artıyor.
Bu yol, pratikle huzur, özgürlük ve özgünlüğe uzanıyor.
Özgün olmanın, kendi bedenine yerleşmenin, duygularına ve ihtiyaçlarına sahip çıkmanın, hayatının kahramanı olmanın bu gözlemde ısrarcı olmaktan geçtiğini anlıyorum.
Ben kimim sorusu,
‘Şu an hangi ihtiyaçlarımı karşılamak üzere hayatımı yaşıyorum?’ sorusuyla hizalı eylemlerle yanıt buluyor.
Sonrası yine, yeni, yeniden çıkılan yollar.
.png)



Yorumlar