top of page
Adsız tasarım (5).png
  • Instagram

“İyi Hissetmek” Uğruna İyi bir Hayat Yaşamayı Kaybediyor Olabilir Miyiz?

Birçoğumuz her günümüzü nasıl hissetmek istediğimiz veya istemediğimizi kontrol etmeye çalışarak geçiriyoruz.


“Artık böyle hissetmek istemiyorum. Kaygım olmasın. Üzülmek istemiyorum. Kafamın içindeki ses sussun…” “Mutlu olmak istiyorum. İyi hissetmek istiyorum.”


Tanıdık geldi mi?


İlk bakışta oldukça makul görünüyor çünkü insan acıyla temas etmek istemez. Acı veren şey ne ise bu zihnimiz tarafından bir tehdit olarak algılanır ve biz otomatik olarak o acıyı kontrol etmeye, onu bastırmaya, ondan kaçınmaya yönlendiriliriz. Bizi bu acıdan korumaya çalışan zihimizi dinlediğimizde ise bazı davranışlarda bulunuruz.


Kaygı hissetmemek için kaygılandığımız ortamlardan, insanlardan kaçınırız.


Üzülmemek, hayal kırıklığı yaşamamak için bağ kurmamaya, diğer insanlardan uzaklaşmaya başlarız.


Başarısız, yetersiz hissetmek için denememeyi, adım atmamayı seçeriz.


Utanç hissetmemek için birçok şeyden kendimizi geri çekeriz, sosyal ortamlardan kaçarız, bahaneler uydururuz, susarız, saklanırız.


Ve daha birçok şey… Bu kısa vadede çok işe yarayabilir. Mücadele içinde olduğumuz “kötü” his ve düşünceler yerini kısa süreli bir “rahatlamaya”, “iyi hissetmeye” bırakabilir. Bu deneyimlerimizden kurtulmak için verdiğimiz çabanın uzun vadede ise bize bazı bedelleri olur. Zihnimiz tarafından “kötü”, “olumsuz” olarak etiketlenen deneyimlere sahip olmamak için verilen çabanın uzun vadedeki sonuçları genelde pek umduğumuz gibi olmaz. İronik bir şekilde verilen onca çabaya karşın hisler ve düşünceler ortaya çıkmaya devam eder. Hatta bizim için önemli olan şeyler uzaklaşarak davrandığımızda bu rahatsız edici olan deneyimler zihnimizden gelen eleştirirel veya bunları yapamamak ile ilişkili suçluluk, yetersizlik, pişmanlık gibi hislerle artarak gelebilir.


Ve tabii zihnimizle, duygularımızla, düşüncelerimizle kurduğumuz bu ilişkiye çoğu bir savaştaymış gibi yaklaştığımızda bu savaşta verilen en büyük kayıp anlamlı bir hayat olur. Sürekli “iyi hissetmek” için verdiğimiz mücadeleyi genelde “iyi” ve anlamlı bir hayat yaşayamayarak öderiz.


Acının da bir parçası olduğu bu hayatta, acımızla sürekli mücadele ederek ve onu yok etmeye, “hissetmemeye” çalışarak yaşamak acımızı kocaman ıstıraba dönüştürür. Ancak, bu zorlayıcı deneyimlerle savaşıp sonucunda kendimizden uzaklaşmak yerine başka bir yol da mümkündür.

Acı ve bizi geçmişte öğrendiklerine göre bu acıdan korumakla yükümlü zihnimizin acıyı hatuırlatan, bazen arttıran yorumları insan olmanın bir parçası. Ancak, bu acıyla baş etme şeklimiz bu kadar yorucu, bunaltıcı olmak zorunda değil ve kesinlikle bu mücadelenin bedeli kalbimizden gelen, yaşamak istediğimiz hayat olmamalı… Anlamlı ve “ben bu hayatı iyi yaşadım” diyebileceğimiz bir hayata sahip olmak için, hayat yolunda esnek ve özgürce ilerleyebilmek için bu acı verici deneyimler ile beraber nasıl devam edebileceğimizi öğrenebiliriz.


Klinik Psikolog & Psikoterapist

Melisa Özerman

 
 
 

Yorumlar


bottom of page