top of page
Adsız tasarım (5).png
  • Instagram

Benim Yas Hikayem

“Yas, sevme cesaretini gösterenlerin ödediği bir bedeldir”

[Irvin Yalom]


Benim Yas Hikayem


Varoluşsal gerçekliği, doğmanın ve ölmenin ritmini uzun zamandır keşifteyim. Baba ve ölüm kelimelerinin bir araya gelmesiyle yaşam kucağıma aniden bıraktı mevzusunu. Babam ilk defa ölmüştü ve ne yapacağım hakkında en ufak fikrim yoktu.


Geriye dönüp baktığımda şok, belirsizlik, ümitsizlik, çaresizlik, öfke ve en son yas duygularının içinden geçtiğimi görüyorum. Ve hala yas içindeyim. ‘Babam öldü’ cümlesiyle üç senedir yakınlaşıp uzaklaşıyorum ve yaşam serüvenimin tam ortasında hala ‘yas’ oturuyor.


İçinden geçerken içimden geçene baktığımda da artık ölümden korkmamakla birlikte ölmekten kesinlikle korktuğumu söyleyebilirim.


Ölmekten korkuyorum çünkü hala yaşıyorum.

Ölmekten korkuyorum çünkü varoluşumu keşfediyorum.

Ölmekten korkuyorum çünkü kırgınlıklarımla henüz barışamadım. Ölmekten korkuyorum çünkü kendime henüz tüm mevcudiyetimle destekçi olamıyorum.


Ama tüm bunlar olurken ve ölmekten korkmaya devam ederken sırtımı sığınağıma yaslıyorum.

Güven…

Güven duymak…

Güven oluşturmak…

Güvende hissetmek…

Güvenli varoluş…

Ve güvenli bir duruş…


Bu duygu belki de hepimiz için varoluşsal kaderde kendine bir yer edindirmeyi sağlayan en temel çıplak histir..

İlk güvenimi hatırlıyorum da birini üç sene önce uğurladığım, birine de tüm gücümle hala sarılmaya devam ettiğim ebeveynlerimden sınırsız, dokunsal duygu geçişiyle edindim.. Sonrası ise hep derinlik..

Güven, hissedilir bir duygudur…


Dokunduğunda hissedersin, konuştuğunda hissedersin, iletişimde hissedersin, duruşunda hissedersin gibi bir çok kanalla içimize işler ve ihtiyaç doğurur.


Hiç düşündünüz mü neden hep olumsuz olaylar karşısında insanların güveni kırılır? Ya da olumsuz olaylar sonrasında güven duymak ister? Çünkü güven, hep ilk başvurulan olumsuz duygu katalizörlerindendir… Kelime olarak güçlü ama içerik olarak hep bir tutunma ihtiyacı ve hissi veren.. Dayanışmanın ve yardımlaşmanın en temel duygusu..

Burdayım der.

Ben de varım der.

Tut elimden der..

Senin için ne yapabilirim der.


Toplumları bir arada tutan itici güç işte tam olarak budur: ‘Hepimiz bu yolda beraberiz ‘ hissini yaşamak ve yaşatmak… Güvenli dayanışma ise bulunduğumuz coğrafyanın kederinin ve trajedisinin içindeki ‘Işık’tır..


Ve ışık, uzanan bir elin olduğu her yerde yanar. Kendi yasımı yaşamımın ortasında hissederken ve ona yakınlaştığımda saygı ve şefkatle yaklaşmayı deneyimlemeye çalışırken tutamadığım yerlerinden de dağıldığımı gözlemliyorum. Bir biçimi, formu, kuralı olmadığını ; kültürle, inançla ve başka başka faktörlerle değişebileceğini yeniden anımsıyor ve size de anımsayabilmeniz için uzanmak istiyorum.


Günün çağrısı; Uzanan ellere…

Işık tutan kalplere…

Bir soruyla temasta olabilmeye gelsin…


Olanın ortasında dururken, acının içinde gezinirken, çeperlerine dolanırken, türlü türlü duyguları hissederken neye uzanabilirim?


Ben acıyla temas içindeyken sırtımı sevgiye ve güvene dayayarak, sığınıp açılabileceğim limanlar bularak, yönümü keşfettiğim yollar arayarak, dayanışma ve şefkatle ayağa kalkma gücü yaratarak var olmayı deneyimliyorum.


Dilerim hepimizin bir yolunu buluyoruzdur

 
 
 

Yorumlar


bottom of page